Ekran Resmi 2015-04-27 20.54.51
Acımasız Ferhat ile Şirin Gerçekleri
Nisan 27, 2015
Ekran Resmi 2015-04-27 20.54.51
Anarşist Annem
Nisan 27, 2015
Ekran Resmi 2015-04-27 20.54.51

Kampüsün bahçesindeki boş banklardan birine oturmuştum. Bekçi kulübesinin parlak spotlarının yüzüme vurduğunun farkına, sigaramı yakmak için eğildiğimde varacaktım. Ardından 4-5 kişilik gruplar halinde arkadaşlarımın geldiğini gördüm. Aralarından birini çok samimi arkadaşım Ayhan’a benzetmiştim ve seslendim; Ayhan!. Grup olduğu yerde öylece kalıp bana baktı, Ayhan olduğunu tahmin ettiğim kişi hariç. Yanlarına gidiyordum ki, yine aynı kişi koşarak uzaklaşmaya başladı. Topallıyordu. Kesinlikle Ayhan’dı bu. Yine seslendim; Ayhan!. Gruptan biri bana dönerek; O Ayhan değil birader! dedi. Gözlerimi kapatıp yumruğumu sıktım; Ayhan o Ayhan! Ayhan’ın kralı o! dedim. Hepsi şok olmuşlardı. Aralarında, mavi bakışları kilometrelerce öteden fark edilebilecek güzellikte bir kız bana yöneldi ve yanıma geldi. Neden Ayhan’ı bu kadar çok seviyorsun kelimeleri tüm dişlerinin arasından yankılı bir şekilde beynime saplandı. Artık açıklama yapmak zorunda değildim. Kızın sağ eline baktım ve parmağındaki yüzüğü farkettim. O küçük parmağı tuttum, kıvırdığım gibi, yüzükle birlikte elimde kaldı. Eve varana kadar ısıra ısıra bitirdim. Gözümü aşk bürümüştü. Ruhum bu vahşetin derin sarsıntılarından çok sol yanımdaki sızının farkındalığıyla soğuk sularda çırpınan bir yunus balığına döndü. Ayhan’ı bu kadar çok sevmemin nedeni ise geçirdiğimiz o güzel günlerdi. O günlerden kalan en hatırda kalır anımız işe şu şekilde olmuştu

Bir gün Ayhanların dükkanında oturuyorduk. Bana ticari pickup arabalarının arkasına bir ikiz yatağın tam olarak sığmadığından yakındı. Benim de aklıma şöyle bir fikir gelmişti; arkadaki koltukları söküp dükkanın önüne koyup, öğrenci evimizdeki kırık çekyatı da arabanın arkasına koyacaktık. İstendiğinde açılıp yatak olucaktı, istendiğinde de koltuk haline getirilip öne doğru döndürülerek normal otomobil koltuğu haline gelecekti. Fikrim Ayhan’ın aklına yattı fakat, arabanın ruhsat sahibi olan babaannesi bu fikre sıcak bakmadı. Oysa kadın buradan yaklaşık 800 kilometre uzakta yaşıyordu ve arabayı daha hiç görmemişti bile. Her şeyi bir kenara bıraktık ve tüm engellere rağmen projemizi uyguladık. Çok mutluyduk. Yaz sıcağında, atletlerimizin terden sapsarı olan koltuk altlarına bile aldırış etmeden birbirimizi kucakladık. Bu başarımızın şerefine arabanın içerisine girdik ve şehirlerarası yolculuklardan beri sakladığımız keklerle markette borç yazdırıp aldığımız 1 litre bozayı ortaya koyup kayıntının dibine vurduk. O gün için tek mutsuz hadise, bozanın bayat mı taze mi olduğu konusunda anlaşamayıp Ayhan’ın diz kapağını arabanın sürgülü kapısına sıkıştırarak ömür boyu düzelmeyecek bir sağlık problemine neden oluşumdu. Ama o da bunun intikamını almıştı

Okulda otururken kız arkadaşım olduğunu varsaydığım dişiyi görüp seslendim. Aramızda en fazla 30-35 metre mesafe vardı. Hatun bana doğru koşarak geliyordu. Göz göze geldik ve tam da onu karşılamak, ona sarılmak, onu öpüp koklamak, tenini tenimde hissedebilmek için yerimden doğrulmaya çalışırken tüm o şaşkın bakışlar arasında o melek ayakları yerden kesilerek sağ omuzunun üstüne yere çakıldı. Yanına koştuğumda beni tanımadı. Tanımaması normaldi çünkü ben de onu tanımakta güçlük çekiyordum. Ağlarken çok çirkin oluyordu ve o sırada çevresindeki tüm her şeyi de o üzgünlüğün ve ağlamanın vermiş olduğu burukluğun etkisiyle beğenmekten kaçıyordu, bir bakıma vazgeçiyordu. Basınca düşmesine neden olan yere gittim, yerde Ayhan’ın yediği muzun kabuğu boylu boyunca uzanıyordu. Sustum ve tetris oynamaya devam ettim…