Ekran Resmi 2015-05-03 07.04.23
UÇAN SÜPÜRGE KADIN FİLMLERİ FESTİVALİ
Mayıs 3, 2015
Ekran Resmi 2015-05-04 03.09.57
Bu Müziği Sakın Dinlemeyin!
Mayıs 4, 2015
1288035661an75mu

BEN DELİ DEĞİLİM

Her nesneyle konuşurum…

Başlarda, oyuncak ayıma her gece uyumadan önce günümü anlatır öyle uyurdum. Biraz büyüdükçe hayali karakterler ürettim, evime aldığım balıklar ile konuşmaya başladım. Çevremdeki insanlar çocukluğuma vermiş olmalılardı ki, konuyu ciddiye almadılar.

Etrafımda insanlar artmaya başladıkça; anlatamamanın, sadece dinlemenin ne kadar zor şey olduğunu keşfettim. Bir süre sonra konuşmamaya başladım,insanlar dahil. Defterlere, kitaplara sarıldım. Bir gece yazı yazarken defterime bir delik açtım yanlışlıkla ve o an beynimi bir şeyler deşti. Ya dedim, ya defterimin de sorunu varsa ve benden ona sıra gelmiyorsa…
Ertesi sabah kırtasiyeye gidip birçok defter aldım. En mutsuz görünenden, en mutlu görünen deftere kadar hepsini özenle seçtim. Artık her gece yazmak yerine, defterleri açıp dinledim. Sorularını cevapladım, sorular sordum…

Annem, babam başta olmak üzere endişelenenler oldu. İlk zamanlar söze vurmasalar bile, bakışlarından anlıyordum. Sadece defterleri değil önüme gelen her şeyi dinlemeye başlamıştım. Gün yüzü, gece karanlığı fark etmiyordu…

Hakkımdaki çoğalan fısıltıları duymazdan gelemiyordum artık.
Bir ilkbahar sabahı hastaneye götürüldüm ebeveynlerim tarafından. Bir süre burada kalmamın bana iyi geleceğinden eminlerdi, öyle sanıyorlardı en azından. Bir sure gözetim altında tutuldum. Bir sabah doktorum, Nejdat ile “artık” görüşeceğim söylendi.

Kahvaltıdan sonra odasına çıktık. Gelmesini birkaç dakika beklediğim, uzun boylu yapılı iri ela gözleri olan doktorum girdi içeriye.

“Merhaba sonunda tanıştık Belkıs” diyerek elini uzattı.
Sıradan bir tanışma faslı sonrası konuşmaya başlamak istedi. Masanın altından bir ayna çıkardı, tam karşıma koydu. “kendimi rahat hissetmem” adına yaptığı bir jest olarak nitelendirdi, pek anlam veremedim.
Ben aynada saçımı düzeltirken “Anlat bakalım sence neden buradasın?” dedi. Kafamı çevirmeden gözlerinin içine bakarak(Şanslıydım güzel gözlü bir doktorum vardı.) “ Delirdiğimi düşündükleri için ” dedim, ve ardından dönüp “eşyalarla konuşmak delilik mi?” diye sordum.
Gülümsedi hafiften, “kısmen evet” dedi. “Kısmen”, nezaketen kullandığı pek belliydi.

“ Hiç hayal kurar mısınız? “diye sordum.

” Evet, kurarım neden?”

“ Hayal kurmak delilik midir?”

“ Hayır ” dedi. Zaten bir deli doktoruna yaptığı şeyin delilik olup olmadığını sormak ironiydi.

“ O zaman ben deli değilim. Sadece hayallerimi nesneler üzerinden kuruyorum. Her insan hayalini gece kuracak diye bir kural yoktur. Siz, sizi kimsenin yadırgamayacağı bir dünyada yaşamak istiyorsunuz. Gece bunun için ideal ama ben korkmuyorum. Peki, Nejdat Bey korkusuz olmak delilik midir?”

“ Hayır, Belkıs”

“O zaman ben deli değilim. ” Nejdat Bey sustu.

Ben aynayı ona verdim. Oda bana özgürlüğümü.

Farklı olmak delilikse, hepimiz birer deliyiz.