Ekran Resmi 2015-04-27 20.54.51
Muz Kabuğundan Deliler Yapmak
Nisan 27, 2015
Ekran Resmi 2015-04-27 21.11.39
ŞİDDETİN YARATTIĞI
Nisan 27, 2015
Ekran Resmi 2015-04-27 20.54.51

Küçüktüm o zaman Bosna’da savaş vardı, neden olduğunu çok anlamamıştım ama çocukları öldürüyorlardı annem çok üzgündü, ben de… Bizde annemle çocuklar ölmesin diye kalabalık bir yerlere gidip bağırıyorduk. Polis amcalar savaş mı istiyorlardı bilmiyordum ama bizi bazen susturmak istiyor bazı amcaları da itiyorlardı. Çocuklar ölmesin diye ilk defa gördüğüm kameralara konuştuğumu hatırlıyorum, eve gelince de dua ediyordum. Aradan bir süre geçti ve sınıfıma Bosna’dan bir arkadaş gelmişti artık bizim sınıfımızda olacaktı, orada savaş bitmişti ama çok korktukları için buraya gelmişlerdi. İçimdeki sevinç tarif edilemezdi gerçekten de orada bağırarak savaşı bitirmiştik annemle beraber, savaş yapanlar beni TV’de görmüş, yaptıklarının yanlış olduğunu anlamışlardı ve evet dualarım kabul olmuş ve çocuklar ölmeden buraya gelmişlerdi. Sonra nerede beni rahatsız eden bir durum olsa babam harçlığımı az verse ya da istediğim şeyi almasa o bağırılan meydanda gördüğüm gibi kağıda bir şeyler yazıp babamın karşısında bağırıyordum ve işe yaramaya devam ediyordu.

Artık biraz daha büyümüştüm ama çocuklar öldürülmeye biz de annemle bağırmaya devam ediyorduk ki artık bağırmamızın savaşı ölümleri bitiremeyeceğini anlamaya başlamıştım. Annem savaşın içindeki çocuklar yemek ve ilaç bulsunlar diye bileziklerinden birini vermişti ben de onlara oyuncak alınsın diye çok sevdiğim künyemi vermiştim. Annem başka arkadaşlarımı da düşündüğüm için beni tebrik etti ve benimle gurur duyduğunu söyledi ben de onunla gurur duyuyordum. Gurur duymak çok çok sevmek demekti.

Annemi okurken görürdüm hep o yüzden çok şey bildiğini tahmin ediyordum, ben de okuyordum ama o kadar kalın değildi benimkiler bazen annem kitaplarımı alır bunun için küçüksün derdi gizlice alıp okurdum onları da. Gerçekten çok bir şey anlamazdım o yüzden aynı kitabı orta okulda sonra lisede sonra üniversitede yeniden okuduğumda her defasında başka bir şey keşfettim.

Annem ki içeri alınan arkadaşlarını görmeye gitmek için yol parası olmayınca 2 slogan atıp polis otosuyla arkadaşlarının yanına gitmiş ama onları çıkarmaya geldiğini sanan arkadaşlarının yanına yerleşerek heveslerini kursaklarında bırakmıştı. Babam gidip toplamıştı onları böyle sıradanlaşmıştı olaylar bizim için. Bir doğru vardı ve biz bunu duyurmakla yükümlüydük. Başımıza ne gelirse gelsin tepkimizi göstermeli, kötülüklere yanlışlara karşı durmalıydık.

Annem hepimizi büyüttükten sonra mesleğine dönmeye karar vermişti, artık öğretmendi. Eskisi kadar çok bağırmaya gitmiyorduk gitsek de önlerde değil arkalarda yürüyorduk. Sanki annem artık korkuyor gibiydi, oysa babam bile “içeri girmeyin de ne yaparsanız yapın” diyerek serbest bırakmıştı bizi. Babam anlamadığım şekilde bizimle bağırmaya gelmez ama yaptığımız şeyle gurur duyduğunu söylerdi.

Sonra ben kendim karar vermeye başladım neyin karşısında olmam gerektiğine tıpkı annem gibi yanlış gördüklerimin karşısında durdum, yumruğum havada slogan attım meydanlarda, arkamdan silah da atıldı, kovalandım da ta ki annem gibi öğretmen oluncaya dek…

Şimdi 24 yaşındayım eskisi kadar çok bağırmaya gitmiyorum, gitsem de önlerde değil arkalarda yürüyorum sanki artık korkuyorum ama bağıranlara katılamasam da bağırmaya gidenlerle gurur duyuyorum.